| Yazan: hasan azaklý,
Tarih: 23-10-2008 14:10
|
Okunma Sayýsý : 1185  |
Beðenilme : 35 |
Toplumsal gerçekçilik temelinde oluþturulmaya çalýþýlan pedagojik düþünme, Rönesans döneminde oluþmaya baþlamýþtýr. 18. yüzyýlda Fransýz devriminin gerçekleþtiði günlerde toplumun geliþmesiyle ilgilenen, bir bilimin oluþmasýný yaygýnlaþtýran pedagojik kuramlar ortaya çýkmaya baþlamýþtýr. 19. yüzyýlda çocuklarýn ilgi ve yeteneklerini baský altýnda tutan otoriter eðitim yaklaþýmýnýn özellikleri gözler önüne serilmeye baþlanmýþ bulunmaktadýr. Bu dönemde yetiþmekte olan kuþaðýn,toplumun mutluluðu için yaratýcý iþe nasýl hazýrlanacaðý üzerinde çalýþmalar görülmeye baþlanmýþtýr. Çocuklarýn oyun yoluyla topluma yararlý iþlerin nasýl öðretileceði hususlarýna aðýrlýk verilmeye baþlanmýþtýr. Bu yüzyýlda akýl, bilim ve yüksek ahlak toplumu olan ve insanlarýn tüm yönlü yetiþtirme ve yüksek yaþam biçimi yaratma olanaðý saðlama þeklinde eðitimsel görüþler ortaya atýlmaya baþlanmýþtýr. Bu görüþler doðrultusunda 1816 yýlýnda Karakter Eðitimi Enstitüsü kurulmuþtur. Toplumsal gerçekçilik yaklaþýmýna sahip eðitimciler açýsýndan eðitim, toplumun derinden yeniden düzenlenmesi halkasýnda bir öge olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaþýma göre insan, Sosyal, somut-tarihsel ve sürekli faaliyet içinde bulunan bir varlýk olarak ele alýnmaktadýr. Toplumsal gerçekçilik yaklaþýmýna göre doða insaný aktivitede bulunma çalýþmasý ile donatmýþtýr. Ýnsan bilinçli bir yaþam faaliyetine sahiptir. Bilinçli bir yaþam faaliyeti, insaný diðer canlýlardan ayýran en önemli özelliktir.
|
|
|
Okuyucu yorumlarý  |
|
Ortalama Üye Deðerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|